Cordanoğulları ailesi, yüzyıllar boyunca toprağa bağlı bir yaşam sürmüştür. Dağönü'deki çoban ve çiftçi atalardan, Aşağı Kışlacık'taki fındık ve mısır üreticilerine; oradan 20. yüzyılın ikinci yarısında şehirlerdeki işçi, esnaf, müteahhit ve memur kuşağına uzanan bu dönüşüm, Türkiye'nin modernleşme hikâyesinin aile ölçeğindeki yansımasıdır.
Sanlier-Zando kaydındaki önemli bir ayrıntı dikkat çekmektedir: Köydeki yedi çay alım evinden biri "Vurallar" adını taşımaktadır. Bu, ailenin köyde tarımsal ve ticari açıdan önemli bir konum edindiğinin somut kanıtıdır — ancak bu konum, çay tarımının bölgeye girdiği 20. yüzyılda kazanılmıştır.
Çay alım evi, köylünün hasat ettiği çayı tartıp teslim aldığı ve Çay-Kur ya da özel alıcılara sattığı ekonomik bir merkezdir. "Vurallar" adıyla anılan bu istasyonun varlığı, Vural ailesinin köydeki ekonomik ağırlığını belgelemektedir.
Tarihsel not: Türkiye'de çay tarımı 20. yüzyılda başlamış, ticari üretim yüzyılın ortasından sonra yaygınlaşmıştır. Dolayısıyla çay alım evi, ailenin köye yerleşmesinden çok sonraki bir kuşağın eseridir — aile, çay ekonomisi kurulurken köyde zaten yerleşik ve toprak sahibiydi.
Bener Cordan, Cordan adını Türkiye'nin en üst eğitim kademelerine taşımış bir isimdir. 1941'de Erzurum'un Hasankale (Pasinler) ilçesinde, "Ülkü Eri" unvanı almış bir eğitimcinin oğlu olarak dünyaya geldi. İlk, orta ve lise öğrenimini Erzurum'da tamamladıktan sonra Atatürk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nü bitirdi.
1966'da öğretmenlik ile başlayan kariyeri, otuz beş yıl boyunca eğitim yönetiminin her basamağından geçti. Trabzon Fatih Eğitim Enstitüsü ve Erzurum Kazım Karabekir Eğitim Enstitüsü'nde müdürlük yaptı; Karadeniz Teknik Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nde öğretim görevlisi olarak Türk Dili ve Edebiyatı Bölüm Başkanlığı'nı yürüttü.
1985'ten 1992'ye kadar Trabzon İl Millî Eğitim Müdürü olarak görev yaptı — yani ailenin memleketi Of'un da bağlı olduğu ilin eğitiminden sorumluydu. Ardından Ankara'ya geçti: 1992-1994 arası Millî Eğitim Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı, 24 Ocak 1994'ten 1 Kasım 2001'e kadar Millî Eğitim Bakanlığı Müsteşarı oldu. Aynı dönemde 1993-2001 yılları arasında Ahmet Yesevi Üniversitesi Mütevelli Heyeti üyeliği yaptı.
Bakanlıktan emekli olduktan sonra YÖK Genel Kurul üyeliği ve YÖK Başkanvekilliği görevlerini üstlendi. Uzun yıllar mücadele ettiği hastalığa yenik düşerek 15 Ağustos 2004'te Ankara'da vefat etti; İstanbul Karacaahmet Mezarlığı'nda toprağa verildi.
Vefatından sonra, 2001'de açılan Trabzon Ortahisar Aydınlıkevler'deki bir ortaokula Trabzon Valiliği kararıyla "Bener Cordan Ortaokulu" adı verildi. Okul bugün 1.350 öğrenciye eğitim vermektedir — adı, hizmet ettiği şehirde yaşamaya devam ediyor.
Kaynaklarda Bener Cordan'ın Artvin'in Hopa ilçesi nüfusuna kayıtlı olduğu ve Erzurum'un Hasankale ilçesinde doğduğu belirtilmektedir. İlk bakışta bu, Of kökenli bir aile için şaşırtıcı görünebilir. Açıklaması büyük olasılıkla babasının mesleğindedir: babası "Ülkü Eri" unvanı almış bir eğitimciydi. O dönemde öğretmenler tayinle gittikleri yerlere yerleşir, nüfuslarını oraya naklettirirdi. Hasankale'de doğması babasının görev yerini, Hopa kaydı da ailenin yerleştiği ilçeyi gösteriyor olabilir — sülalenin kökünü değil.
Bu okuma, amca oğulluğuyla da tutarlıdır: iki kuşak önce aynı hanede olan bir aileden söz ediyoruz; kayıtlardaki coğrafi dağılım, memuriyetin ve göçün sonucudur.
Hâlâ açık olan: Bener Cordan'ın babasının adı ve iki kardeşin (Bener'in babası ile Mahmut'un babası) hangi kuşakta, köyün neresinde yaşadıkları. Bu iki bilgi, şecerenin en değerli eksik halkasıdır.
Dört oğlu vardır: Fatih, Osman, Sabri ve Sadık Vuraloğlu.
1950 — İstanbul, Levent. Yirmi dört yaşında Levent'te inşaat işine girdi; birkaç yıl içinde artık kendi binalarını yapmaya başladı. O yıllarda Levent, Emlak Kredi Bankası eliyle kurulan Türkiye'nin ilk modern planlı konut yerleşimiydi; yeni cumhuriyetin şehir hayalinin kurulduğu şantiyeydi. Köyden çıkan genç bir Oflu, o hayalin taşını koyanlar arasındaydı.
1970 — Bafra. Samsun'un Bafra ilçesinde müteahhitlik yaptı. Aynı yıllar, ailenin diğer fertlerinin de Bafra'ya yerleştiği dönemdir; Mahmut Vural (1931–1996) ve Enver Vural (1950–1997) bu şehirde vefat etmiştir.
1994'ten vefatına kadar — Samsun. Şehrin lüks semtlerinde müteahhitlik yaptı; bu dönem yirmi altı yıl sürdü. Levent'te başlayan meslek hayatı, yetmiş yıl boyunca kesintisiz devam etmiştir.
Üç şehirde, yetmiş yıl boyunca inşa etti. Ama ardında bıraktığı yalnızca binalar değildir: aile içinde örnek bir aile olarak anılır, çevresindeki herkese faydası dokunmuş, gurbete çıkan hemşehrilerine kapısını açmış, yanında pek çok kişinin yetişmesine vesile olmuştur. Karadeniz'in hemşehri dayanışması onun şahsında şehirde de sürmüştür.
Ruhu şad olsun.
Sülalenin altı soyadından biri olan Vuraloğlu'nun doğuşu, tek bir kişiye dayanmaktadır: Hacı Mehmet Vuraloğlu'nun kendisine.
Aile bilgisine göre ondan öncekiler Vural soyadını taşımıştır — babası Ali Vural, dedesi Osman Vural. Hacı Mehmet, kendi adını Vuraloğlu olarak tescil ettirmiş; dört oğlu da bu adı sürdürmüştür. Adın anlamı bunu birebir doğrular: "Vuraloğlu" = "Vural'ın oğlu".
Böylece Vuraloğlu, 1934 Soyadı Kanunu'nda Cordanoğulları'ndan ayrılan soyadlarından biri değil, Vural'dan bir kuşak sonra doğmuş ikincil bir addır. Sülalenin en genç soyadıdır ve doğum tarihi bellidir.
Aynı örüntünün bir başka örneği Yunus Vural kolunda görülmektedir: Halim Vural'ın beş çocuğundan dördü Vural, biri Cordanoğlu soyadını taşır. Tek hanede iki soyadının yan yana yürümesi, bu ailede soyadının sabit bir etiket değil, kuşakla birlikte değişebilen bir kayıt olduğunu göstermektedir.
Osman Vural — Hacı Mehmet Vuraloğlu'nun dedesi, Ali Vural'ın babası.
Osman Vuraloğlu — Hacı Mehmet Vuraloğlu'nun oğlu. Karadeniz'de dedenin adının toruna verilmesi köklü bir gelenektir; bu ad da büyük olasılıkla dedesinden gelmektedir.
Osman Vuraloğlu — Dağönü köy envanterinde tanınmış şahsiyetler arasında sayılan Antalya Cumhuriyet Başsavcısı. Şecere bağı henüz kurulamamıştır; yukarıdaki iki isimden farklı bir kişidir.
Not: Şecere yazılımlarında atalara bugünkü soyadı geriye dönük yazıldığından, kayıtlarda Osman ve İlve Vuraloğlu olarak görünebilmektedir; gerçekte Vural soyadını taşımışlardır. Bu bölüm, aileden Fatih Vuraloğlu'nun katkısıyla düzenlenmiştir.
Ailenizden birinin mesleğine dair ilginç bir hikâye, ilk iş günü anısı ya da kuşaklar boyu süren bir uğraş var mı? Bunları "Anılar & Hikâyeler" ya da "Aile Ağacına Katkı" sayfası üzerinden paylaşabilirsiniz.